ÖFKE KONTROLÜ VE ŞİDDET

ÖFKE KONTROLÜ VE ŞİDDET

 Prof. Dr. Özgür YORBIK

Çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı

Öfke kontrolündeki yetersizlik, insan ilişkilerinde bozulma, yasal sorunlar yaşama, maddi kayıplar, çalışma ve iş veriminde düşme, sağlığın bozulması, pişmanlık, yetersizlik, suçluluk duyguları ve şiddet ile sonuçlanabilir. Şiddet, diğer insanlara, hayvanlara, eşyaya ve doğaya zarar vermek amacıyla saldırmayı içerir. Sağlıklı bazı insanların zaman zaman şiddet fantezileri olabilir ancak çoğu zaman şiddet gerçekleşmez. En iyi şiddet yordalayıcısı, daha önce şiddet uygulama öyküsünün olmasıdır.

Şiddetin öncüleri (Kaplan & Sadock 1998)

  • Daha önce şiddet davranışlarının olması
  • Yüksek derecede zarar verme niyeti
  • Bir kurbanın varlığı
  • Açıkça ve sıkça yapılan tehditler
  • Somut bir planın olması
  • Şiddette kullanılan silahlara kolayca erişebilme
  • Kontrolünü kaybetme öyküsünün olması
  • Kronik öfke, düşmanlık ve öç alma duyguları
  • Şiddeti seyretmekten ya da uygulamaktan zevk duyma
  • Acıma duygusunun ya da empatinin olmaması
  • Kendisini kurban olarak görmesi (haksızlık)
  • Otoriteye kızgınlık
  • Çocukluk çağındaki örselenmeler ve yoksunluklar
  • Ailede sevgi ve sıcaklığın olmaması
  • Erken dönemde anne babanın kaybı
  • Dikkatsiz araç kullanma

ÖFKE VE ŞİDDET OLUŞUMUNU KOLAYLAŞTIRAN ETKENLER

Engellenmeler ve hayal kırıklıkları

Engellenmeler ve hayal kırıklıkları yaşamda kaçınılmazdır. Engellenme ve hayal kırıklıkları durumunda, öfke, vazgeçme, umutsuzluk ya da depresyon belirtileri oluşabilir. Engellenme ve hayal kırıklığı, çok yoğunsa, hak edilmemişse veya haksız bir uygulamadan kaynaklandığı düşünülüyorsa şiddetin ortaya çıkması yakındır. Bu nedenle çocuklara engellenme ve hayal kırıklıklarıyla nasıl baş edebilecekleri öğretilmelidir.

Provokasyon

Sözel ya da fiziksel alay edici davranışlar sıklıkla öfke ile sonuçlanır. Sürekli alay edilen bir çocuk, düşmanca bir çevrede yaşadığını düşünür ve birçok uyarana karşı olumsuz bir önyargı geliştirir. Zaman içinde arkadaşı tarafından kendisine yöneltilen yansız bir uyarana dahi saldırganlıkla yanıt verebilir. Dışlanma, provokasyonun bir çeşididir. Çoğunlukla dışlanan çocuk arkadaşlarının davranışını adaletsiz ve aşağılayıcı bulur. Dışardan gelen tepkilere giderek daha duyarlı hale gelir. Öfkeli bir duygu durum ile şiddete başvurma kaçınılmaz bir şekilde oluşur. Burada çözüm çocuğun baş etme ve sorun çözme becerilerini arttırmanın yanında, provakasyonda bulunan grubun da ele alınması ile olur. Böyle durumlar iyi bir, okul aile ve çocuk psikiyatristi işbirliğini gerektirir.

Aile ve disiplin şekli

Uygun bir aile disiplini öfke kontrolünde yarar sağlarken uygunsuz tutumlar öfkeyi tetikleyici olabilir. Özellikle aileleri tarafından çeşitli şekillerde ihmal edilen ya da acımasızca cezalandırılan ve fiziksel şiddete maruz kalan çocuklarda öfke kontrolsüzlüğünün yanında şiddete başvurma da daha sık gözlenir. Bu şekilde yetiştirilen bir çocuk sorunlarla başa çıkma yönteminin öfke ve şiddet olduğunu öğrenir. Saldırgan bir tutumun ağır cezalandırılması bazen çocukta etkili olabilir. Ancak her zaman bu etki görülmez. Özellikle, şiddetli bir cezaya, onur kırıcı sözlere ya da davranışlara maruz kalma saldırganlığı arttırabilir ve öç alma duygularını geliştirebilir. Her şeyden önce saldırgan bir yetişkinin model alınması söz konusudur. Erişkinler bu nedenle ağır cezalardan çok, çocuğa sosyal-duygusal sorunlarıyla nasıl başa çıkabileceğini öğretmelidirler. Aileler, öfke kontrolünün sağlanmasında, davranış bozukluklarının ve şiddetin önlenmesinde ilk savunma sistemleridir. Bu nedenle anne babalık becerilerin anne baba adaylarına öğretilmesi ve buna yönelik eğitim kursları açılması büyük önem kazanmaktadır.

Öfkenin ödüllendirilmesi ya da kazanç getirmesi

Öfkesi ile veya şiddet uygulayarak istediğini yaptıran bir grup çocuk vardır. Nemalanma devam ettiği sürece öfkeyi de şiddeti de engellemek mümkün değildir. Üstelik pekişerek devam edebilir. Bazı arkadaş gruplarında, şiddet, takdir görmenin ve kendini kabul ettirmenin bir aracı olarak kullanılır. Bu durumun çözümü ailenin ve çocuğun farkındalığını arttırmaktan ve uygun disiplin yöntemlerin uygulanmasından geçer.

Sorun çözme becerilerindeki yetersizlikler

Sorun karışışında çözümsüz kalma çoğu kez öfke ile birliktedir. Eşlik eden dürtüsellik de varsa şiddete dönüşme olasılığı yüksektir. Sorun çözmedeki becerisizlikler, zihinsel işlevlerde yetersizlikten, yönetici işlevlerdeki aksaklıktan, eğitimsel yetersizliklerden, yanlış model almadan, duygu durumu düzenlemedeki güçlüklerden ve dürtüsellikten kaynaklanabilir.

 Olumsuz düşünce yapısı

Olumsuz düşünce yapısı (ör. sevilmediğini, kendisine haksızlık yapıldığını düşünme) gibi durumlarda öfkeli davranış hatta şiddete eğilim daha yüksek oranda görülür. Bazen bu düşünce yapısı küçük yaşam olayları tetikler ve amacını aşan tepkiler verilir. Olumsuz çarpık düşüncelerin düzeltilmesinde, olumsuz düşüncenin fark edilip sorgulanması ve gerçekçi ve işlevsel bir düşünce yapısının yeniden oluşturulmasına çalışılır.

Psikiyatrik bozukluklar

Çeşitli psikiyatrik bozuklarda (örneğin, zekâ geriliğinde, davranım bozukluğunda, şizofrenide, duygu durum bozukluklarında, aralıklı patlayıcı bozuklukta, kişilik bozukluklarında) öfke kontrol sorunları ve şiddet daha yüksek oranda görülür. Uygulanan şiddet ve davranış sorunları, alta yatan psikiyatrik bozukluğu tanınmasını güçleştirebilir. Çoğu zaman psikiyatrik bozukluğun tedavisi şiddetin büyük oranda azalmasını ya da ortadan kalkmasını sağlar.

Medyanın etkisi

Birçok araştırmanın sonucu öfke ve şiddet içerikli görüntülerin çocuklarda saldırganlığı arttırdığını ortaya koymuştur. Çocuklar medyada şiddeti görerek öğrenirler ve yaşamlarında uygularlar. Medyada şiddeti izleyen çocuklar, şiddete karşı duyarsızlaşırlar ve şiddeti günlük yaşamın bir parçası olarak görmeye başlarlar. Diğer kişilerin şiddeti kolayca uyguluyor olması, zaman içinde kişide şiddeti engelleme güçlüklerine yol açar. Medyadaki şiddet, özellikle erkek çocuklarda şiddet içerikli fantezileri ve oyunların içeriğindeki şiddeti arttırır. Olasılıkla şiddet içerikli sahnelerden küçük çocuklar daha çok etkilenir. Şiddete başvurma, daha kalıcı hale gelir. Yapılan bir araştırmada, şiddet içerikli materyale maruz bırakılan küçük çocukların, hemen sonrasında büyük çocuklara benzer bir şekilde şiddet uygulamasının arttırdığı gösterilmiştir. Üstelik büyük çocukların aksine küçük çocuklar, karşı tarafın canlarının yandığı ifadesine umursamaz kalmışlar ve şiddeti sürdürmüşlerdir. Bu durum, şiddeti ve çeteleşmeyi özendiren medya programlarının ve bilgisayar oyunlarının denetlenmesindeki öneme işaret eder.

Çeteleşme ve şiddet

Bir gruba ait olma isteği, medyanın çeteyi özendirici programları, başka çeteler tarafından tehdit edilme, arkadaşsızlık ya da çeşitli nedenlerden dolayı çocuk ve gençlerin bir kısmı çeteleşmektedirler. Şiddet uygulamayan bir gencin bile bir çete içinde ya da kalabalıkta şiddet uygulama olasılığı artmaktadır. Üstelik bir çete tarafından gerçekleştirilen şiddet çoğu zaman daha büyük boyutlu ve acımasızcadır.

Fakirlik, gelir dağılımındaki dengesizlik ve sosyal kargaşa

Tek başına fakirliğin şiddeti arttırdığı düşünülmemektedir. Şiddetin oluşmasında asıl etkili olan bir ülkedeki gelir dağılımındaki dengesizlik ve sosyal kargaşadır. Olasılıkla, terör, kan davaları, ekonomik ya da çeşitli nedenler ile olan göç, sosyal kargaşayı ve değer yargılarındaki dejenerasyonu arttırır. Dejenerasyon, çocuklara ve aileye verilen önemin ve desteğin azalması ve sosyal kargaşa ile sonuçlanabilir. Sosyal destek sistemlerinin kötü olduğu yerlerde şiddet daha çok görülür. Yapılan bir araştırmada enflasyon oranları arttıkça, sosyal stres, ailede istikrarsızlık ve boşanma oranlarının arttığı gösterilmiştir.

Dürtüsellik ve düşük zekâ düzeyi

Zekâ düzeyinin iyi olması yaşam sorunlarını çözmede önemli belirleyicilerden birisidir. Zekâsını kullanmayan kişiler çoğu zaman sorunlarını çözmede bedenlerini kullanırlar. Düşük ya da sınırda zekâ düzeyine sahip kişilerin daha fazla şiddet uyguladığı bilinmektedir. Bu durum olasılıkla problem çözme becerilerindeki yetersizlikten, beyinin hasarından ve dürtü kontrolünün iyi gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Dürtüsellik, aklına geleni hiç düşünmeden yapı verme olarak tanımlanabilir ve daha çok bir psikiyatrik bozukluğun belirtisi ya da kişilik özeliği olarak karşımıza çıkar. Dürtüsel kişiler daha fazla öfke patlamaları yaşarlar ve daha fazla şiddete eğilimlidirler. Dürtüsellik konusunda ilaçlar ve psikoterapi yöntemleri kişiye yardımcı olabilir. Zekâ düzeyi düşük olan kişilerin problem çözme becerilerini arttırıcı girişimler yarar sağlayabilir.

Çocukların kötüye kullanımı

Fiziksel, cinsel ya da duygusal kötüye kullanılan çocuklarda, aşırı bir uyarılmışlık ve korku hali meydana gelebilir. Çevreden gelen yansız ya da belirsiz uyaranları tehdit edici algılayabilirler. Yapılan araştırmalar, şiddet uygulayan gençlerin daha fazla paronoid düşüncelerinin, yanlış algı ve yorumlamalarının olduğunu ortaya koymuştur. Çocuklarda kötüye kullanım, zihinsel gelişimi, dil gelişimlerini ve sözel anlatım becerilerini olumsuz etkiler. Kötüye kullanılan çocuklarda öfke kontrol sorunları ve şiddet uygulama olasılıkları oldukça yüksektir.

Çevre kirliliği

Çevrenin kimyasal maddeler, hoş olamayan kokular ve gürültü ile kirlenmesi saldırganlığın artışında rol oynamaktadır. Örneğin kurşun, cıva gibi kimyasallar davranışlar üzerindeki kontrolü azalmasına ve dürtüselliğe neden olmasının yanında zekâ geriliği de yaparlar. Bu nedenle devletin çevreci bir politika izlemesi zorunludur.

Anne karnındaki ve doğum sırasındaki etkenler

Doğum öncesinde olan virüs enfeksiyonları, psikososyal stres, annenin aşırı kaygısı gibi etkenlerin, çocukluk çağındaki uyum ve davranış sorunlarını arttırdığı ile ilgili güçlü kanıtlar vardır. Hamilelikte alkol ve madde kullanımı anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler. Sosyal ve zihinsel işlevlerde yetersizliklere ve bozulmalara yol açar.

Madde kullanımı ve sokak çocukları

Alkol, esrar, kokain, hallusinojenler gibi maddeler hem davranışlar üzerinde kontrolü azaltan akut etkileri hem de beyine verdikleri kalıcı zararlar nedeniyle şiddeti arttırırlar. Sokak çocuklarında denetimsizlik, bilinçsizlik ve arkadaş etkisi gibi nedenlerle madde kullanım oranları daha yüksektir. Maddenin etkisinde ve sokağın güvensiz ortamında şiddetin bir araç olarak kullanılması neredeyse kaçınılmaz bir sonuçtur.

Beyin hasarı

Merkezi sinir sistemi travmaları sonucunda sonra, aşırı hareketlilik, dürtüsellik, duygu durumda ani değişmeler, yargılamada bozulma ve zekâ düzeyinde düşme gibi belirtiler oluşabilir. Beyin hasarı olan çocukların, daha sonrasını ve davranışlarının sonuçlarını düşünme becerileri daha azdır. Provokatör bir uyarana daha saldırganca davranırlar. Şiddet uygulayan çocuk ve gençlerin bir kısmında geçirilmiş kaza, kafa travması, ya da beyin hasarı yapan bir hastalık öyküsü vardır. Özellikle beynin ön (frontal) ve yan (temporal) bölge hasarlarında şiddete yatkınlık artmaktadır.

Genetik yapı

İkiz ve evlat edinme araştırmaları şiddet ve antisosyal davranışın oluşumunda genetik etkenlerin önemli olabileceğini işaret eder. Erken dönemde aşırı aktivite ve aşırı tepkisellik gibi kişilik özellikleri ileride şiddet uygulamaya yatkınlığı arttırabilir. Ancak unutmamalıdır ki, birçok hareketli ve tepkisel çocuk iyi bir şekilde tedavi edilirse ve ele alınırsa bu çocuklarda şiddet uygulama görülmez. Bilim adamlarının çoğunun görüşü, genetik yatkınlığın tek başına şiddet de içinde olmak üzere karmaşık insan davranışlarını açıklayamayacağı yönündedir.

Öfke kontrol problemi sergileyen çocuk ve ergenlerde nasıl bir yol izlenir?

  1. Çocuk ve aileleri ile sosyal beceri eğitim çalışmaları oluşturmak.
  2. Öfke sırasında yaşanan, düşünceleri ve duygularla ilgili farkındalık oluşturmak.
  3. Anne ve babalarla ebeveyn tutumları, sınır-seçenek çalışmaları oluşturmak.
  4. Sorun çözme eğitimi
  5. Davranış biçimlendirme (İstenilen davranışı arttırmak ve istenilmeyen davranışı azaltmak.)
  6. İletişim ve kişiler arası becerileri geliştirmek.

Öfke kontrolünde çalışma alanları ve terapi yöntemleri;

  1. Sosyal Beceri eğitimleri
  2. Aile içi eğitim
  3. Sorun çözme becerileri
  4. Empati becerileri
  5. Bilişsel esneklik
  6. Bilişsel Davranışçı Terapi
  7. EMDR Terapisi
  8. Oyun Terapisi

Öfke Kontrol probleminde; anne-baba eğitimi

  • Pozitif ilgi gösterme
  • Uygun davranışların ödüllendirilmesi
  • Planlı görmezden gelme
  • Geçişlerin yönetilmesi
  • Hedef davranışlar & puan sistemleri
  • “Mola” & “tepki-maliyet” kullanımı

KAYNAKLAR

Kaplan HI, Sadock BJ (1998) Pervasive developmental disorder. Synopsis of Psychiatry eight edition içinde, Williams & Wilkins, Baltimore, Maryland, s: 154-161.

Lewis DO (1991) Development of the symptom of violence. Child and Adolescent Psychiatry içinde, Lewis M (ed) Williams & Wilkins, Baltimore, Maryland, s: 387-399.

Goleman D (2000) Emotinal Intelligence. Kaplan & Sadock’s Comprehensive Textbook of Psychiatry içinde, Sadock B, Sadock V, ed. Eight edition, Lippincott Williams and Wilkins, Vol 2, 446-462.

BAĞLANTILAR

https://www.apa.org/topics/anger/recognize