HİPERSOMNİALAR (AŞIRI UYKULULUK)

Günün uyanıklıkla ilgili dönemlerinde uyanık kalamama sonucunda uykuluk ya da uykuya geçme durumudur. Hipesomnia (aşırı uykululuk), kişinin günlük yaşantısını etkileyen gündüzleri tekrarlayıcı uykululuk atakları veya gece uykusunun uzaması ile karakterizedir. Okul çağı ve ergenlerde yaklaşık %17-21 arasında görülür.

Bir çocukta hipersomnianın başlıca ipuçları, yaşındaki çocuklara göre daha fazla uyuma, yaşına göre olmaması gereken gündüz şekerlemelerinin olması, diğer çocukların aktif ve canlı olduğu durumlarda uykulu olma ve eskisine göre daha fazla uyuma olabilir.

Çocuk ve ergenlerde, hipersomnia tanısını bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından konulmalıdır.

Bir belirti olarak, hipersomnia, yetersiz uykudan, bölünmüş uykudan veya artmış uyku ihtiyacından kaynaklanabilir.

 Narkolepsi

Narkolepsi yaşam boyu süren ancak progresif olmayan uyku uyanıklık siklusunun anormal düzenlenmesi ve ile karakterize REM uyku bozukluğudur. Prevalansı narkolepsi-katalepsi için 5/10.000’dir. Birinci derecede akrabalarda %1-2 görülür. Bu durum toplumun 20-40 kat fazlasıdır. Ailesel yatkınlık olan olgularda narkolepsinin daha erken yaşlarda başladığı olmayanlarda daha geç başladığı bildirilmiştir. Genel olarak erken başlangıç, katapleksi ile birlikte olma, MSL’nin azalması daha ciddi formları gösterebilir. Narkolepsinin en önemli dört belirtisi, gündüz karşı konulamayan uykululuk atakları, katapleksi, uyku paralizisi ve hipnogojik/hipnopompik halusinasyonlarıdır.

Gündüz karşı konulamayan uyku atakları (Hipersomnia): Gündüz, aniden hastanın uyku ihtiyacının oluşması ve uyumasıdır. Gündüz uyku atakları “REM uykusunun girmesi” ile karakterizedir. Bu uyku atakları dinlendirici ve canlandırıcıdır. Uykusuzluk durumunda paradoksal olarak hiperaktivite görülebilir ve DEHB ile karışabilir.

Katapleksi

Katapleksi, genellikle yoğun bir emosyon ya da heyecan sırasında ani olarak oluşan geri dönüşü olan, kısa süreli bilateral kas tonunu kaybı ya da azalması durumudur. Bilinç ortadan kalkmaz, olay geçtikten sonra kişi bu durumu hatırlar. Katapleksi atağı sırasında kişi hareket edemez, ancak göz ve solunum kasları tutulmaz. Ataklar genellikle, dakikalarla sınırlıdır. Katapleksi, elindeki bir cismi düşürme, yüz kaslarında gevşeme, başın öne düşmesi veya dizlerde bükülme ile birlikte yere düşmeye kadar varabilen belirtiler ile görülebilir. Atakların sıklığı değişkendir; günde çok sayıda olabilir veya senede 1-2 kez olabilir. Sakarlıkla, absans ve atonik astenik epilepsi nöbetleri ile karışabilir. Ancak atonik/astenik epilepsi nöbetlerinde ve absansta bilinç kısa süreli kaybolabilir, kişi olaya amnestik olabilir. Epilepside emosyonel durumla kas atonisi tetiklenmez; absansta hiperventilasyon nöbeti tetikleyebilir. EEG’de ayırıcı tanıda yardımcı olabilir.

Hipnojenik/hipnopompik halusinasyonlar

Uykuya geçme ya da uyanma sırasında görülen, görsel, işitsel, tatsal, kokusal veya dokunsal olabilen halusinasyonlardır. Çocuklar için korkutucu olabilir.

Uyku paralizisi

Uykuya geçme veya uyanma sırasında olan, tekrarlayıcı izole vücudu istemli olarak hareket ettirememe ya da konuşamama durumudur. Bu durumdan göz ve solunum kasları etkilenmez, bilinç yerindedir. Epizod birkaç saniye veya bir iki dakika içinde ortadan kalkar; dokunma veya hareket ettirme gibi bir dışsal uyaran da epizodu sonlandırır. Bazen bu epizod halusinasyonlar ile birlikte çok korkutucu olabilir. Örneğin diğer bir kişinin yanında olduğu, göğsüne baskı uygulandığı, ayak seslerini işitme gibi halusunatuar yaşantılar olabilir.

Çocuklarda, katapleksi, hipnogojik/hipnopompik halusinasyonlar gibi REM uyku fenomenlerinin gelişimi gecikebilir. Çocuklarda başlangıçta sadece gündüz olan uyku atakları ve aşırı uyuma gözlenebilir. Erişkinlerde geriye dönük yapılan çalışmalar olguların yarısının çocukluk döneminde başladığı bildirilse de uzunlamasına yapılan çalışmalarda puberte öncesinde başlangıç %5 olarak bildirilmiştir.

Narkolepside, gece uykusu bozulabilir ve yanlışlıkla insomnia tanısı konulabilir. Narkolepside otomatizk davranışlar gözlenebilir. Otomatik davranışlar, uyku sırasında kompleks işlevleri içeren (konuşma, bir şeyleri biryerlere götürme koyma gibi) belirtilerden oluşabilir. Ancak uyandığında kişi bu durumu hatırlamaz.

Narkolepside REM uykusunda motor işlevlerin düzenlenmesinde anormallikler gözlenebilir. Örneğin REM atonisi gözlenmeyebilir, REM’de bacak hareketleri gözlenebilir. REM uykusu davranış bozukluğu tanısını alan olgular olabilir. Uyku sırasında periyodik bacak hareketleri sendromu, blumia, uyku ile ilişkili yeme bozukluğu, migren görülme olasılığı daha fazladır.

Narkolepsi olan çocukların kişilik yapılarının olumsuz etkilendiği bildirilmiştir. Narkolepsi olan çocuklar daha fazla içe dönüklük, kederlilik, depresif duygu durum, duygu durumda oynaklık, kendilik algısında düşme, sinirlilik, agresif davranışlar, kişiler arası çatışma, dikkat eksikliği, disiplin sorunları, yürütücü işlev sorunları, okul başarısı düşüklüğü yaşamaktadırlar. Narkolepside obesite daha fazla görülmektedir. Obsitenin leptin salınımı ile ilgili olmadığı gösterilmiştir. Obesite nedeni olarak bazal metabolizma hızında düşme ve narkolepside gözlenen yeme davranışındaki değişiklikler işaret edilmiştir.

Hipokretin sistem beyin ve spinal korda olan projeksiyonları ile otonomik işlevleri, uykuyu, metabolizmayı ve hipotalamo-pitüiter-gonadal aksı düzenler. Narkolepsi ile birlikte olan obesite ve puberte prekoks olguları bildirilmiştir. Prekoks pubertenin, hipokretin sistemindeki anormalliklerden, hızlı kilo almadan veya metabolik disregülasyondan kaynaklanabileceği bildirilmiştir.

Parasomnialar,

Uyku ile ilişkili tekrarlayıcı olağan dışı davranışlar ya da tecrübeler olarak adlandırılır. Parasomniaların tanısı bir çocuk ergen psikiyatristi tarafınca konulmalıdır.

Huzursuz Bacak Sendromu

Dinlenme sırasında özellikle gece uyku öncesinde ya da gece uyanıldığında, bacaklarda ya da vücudun diğer bölgelerinde (ör. kollarda), huzursuzluk ve hoş olmayan bir duyu hissi ile hareket ettirme ihtiyacının olmasıdır. Çocuklarda yürüme ağrılarından ayırt edilmelidir. Ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Demir eksikliği (serum ferritin düzeyinin <50 olması en uygun testlerden birisidir), antidepresantlar ve kafein alımı bu durumu arttırabilir.

Bruksizm 

Bruksizm, uyku sırasında istemsiz, işlevsel olmayan, paroksismal bir şekilde dişerin bir birine sürtülmesidir. Diş gıcırdatma sesi çıkar ve çocuk bu durumun farkında değildir. Bruksizm genellikle hafif uyku sırasında olur ancak uykunun herhangi bir döneminde de görülebilir. Gündüz kas ve baş ağrıları yapması, dişleri sürterek aşındırması ve uykuyu bozması nedeniyle önem kazanabilir. Nadiren çene çıkıklarına neden olabilir. Görülme sıklığı %6.7’dir. Uykuda solunum bozuklukları bruksizm görülme oranını arttırır; adenotonsillektomi sonrasında bruksizm oranı %25’ten, %7’ye indiği gözlenmiştir.

Uyku terörü

Genellikle 3-10 yaşları arasında ve gecenin ilk üçte birinde görülür. Sıklığı haftada 2-3 ile ayda 1-2 arasında değişebilir. Uyku terörü yaşayan çocuk, uykusundan aniden kalkar, şiddetli bir çığlık ay da bağırması olabilir, korku dehşet dolu bir ifadesi olabilir, ajite görünümü vardır. Yüzde kızarma, terleme, taşıkardi eşlik edebilir. Görünmeyen bir tehdit nedeniyle yataktan atlayıp kaçmaya çalışabilir. Anne babası tarafından yatıştırılamaz. Epizodlar 10-20 dakika sürebilir. Eş zamanlı yapılan EEG tetkikinde, yüksek amplitüdlü delta teta yavaş dalga uykusu gözlenir. Yüksek bir genetik yatkınlık vardır. Uyku yoksunluğu, düzensiz uyku saatleri, alkol gibi merkezi sinir sitemi depresantları uyku terörünü provake edebileceğinden kaçınılmalıdır. Stres uyku terörü sıklığını arttırabileceği için, stres ile baş etme becerilerinin geliştirilmesi önerilir. Tedavisinde, davranışçı yöntemler veya ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

Uykuda yürüme

Genellikle 3-10 yaşları arasında ve gecenin ilk üçte birinde görülür. Sıklığı haftada 2-3 ile ayda 1-2 arasında değişebilir. Uykuda yürüme yaşayan çocuk, uykusundan aniden kalkar, yaşına göre emekleyebilir veya yürüyebilir. Gözleri açık bir şekilde boş bakışları olabilir. Sıklıkla sakarlık gözlenir. Kazalarla, düşme şeklinde yaralanmalar olabilir. Uygunsuz yerler idrar yapma ya da diğer uygunsuz davranışlar gözlenebilir. Bazen çocuklar dış uyaranlara kısmen yanıt verebilirler. Bazen davranışsal otomotizmler gözlenebilir. Epizodlar 10-20 dakika sürebilir. Onüç yaşından küçük çocuklarda %17, erişkinlerde %4 oranlarında gözlenir. Uyku yoksunluğu, düzensiz uyku saatleri, alkol gibi merkezi sinir sitemi depresantları uykuda yürümeyi provake edebileceğinden kaçınılmalıdır. Tedavisinde, davranışçı yöntemler veya ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

Kabuslar (nightmares)

Genellikle korku, anksiyete, kızgınlık, üzgünlük veya diğer disforik duyguları içeren kabuslar ile tekrarlayıcı bir şekilde uykudan uyanmadır. Bir kabustan uyanıldığında genellikle tam bir kendine gelme ve dikkatlilik durumu vardır; kabusun içeriği iyi bir şekilde hatırlanır. Terleme, yüzde kızarma gibi otonomik belirtiler çok azdır. Hafif bir taşıkardi görülebilir. Genellikle gecenin ikinci yarısında REM uykusu baskın olduğunda kabuslar genellikle sabaha karşı görülür. Çocukların %2-11’i “her zaman ya da sıklıkla”; %15-31’i “arasıra” kabus görürler. Çocuklarda cinsiyet farklılığı yok iken erişkinlerde kadınlarda daha fazla görülür. Polisomnografi rutin bir şekilde önerilmez. Yatma zamanından 2-3 saat önce özellikle olumsuz görüntüler veren TV seyredilmesi çocukların rüya içeriğini etkileyebileceğinden önerilmemektedir. Bilişsel davranışsal yöntemler veya ilaçla kabuslar tedavi edilebilmektedir.