Prof. Dr. Özgür YORBIK (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı)

Otistik spektrum bozuklukları, sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinin gelişimde gecikme ve sapma, davranış ilgi ve etkinliklerde sınırlı basmakalıp yineleyici bir örüntü ile karakterizedir. Toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında gözlenmektedir. Erkeklerde kızlara göre 4 kat daha fazla gözlenir. Otistik spektrum bozuklukları tanısını bir çocuk ergen psikiyatristi koymalıdır. Bu durumun, diğer gelişimsel ve tıbbi bozuklardan ayırt edilmesi önemlidir. Aşağıda otistik spektrum bozukluklarının klinik tablosu hakkında bilgi verilmiştir:

  1. Toplumsal etkileşimde nitel bozulma:

Anne ve babaların bildirdiklerine göre otistik çocukların üçte birinde dil, sosyal alan ve oyunlardaki gerileme ortalama olarak 21’ nci aylarda meydana gelmektedir. İki yaş civarında olan otistik çocukların çoğu normal çocuklardan ve diğer gelişimsel bozukluğu olanlardan ayırt edilebilir. Tüm otistik çocukların anne ve babalarına ya da diğer kişilere ilgi göstermelerinde ve kişilerarası yakınlık kurmalarında bozukluk vardır. Bebekliklerinde, bu çocukların birçoğunda sosyal gülümseme yoktur. Yetişkin birisi kendisini kucaklamak istediğinde beklenen beden duruşunu almazlar. Normal çocuklar kucaklandıklarında kendilerini kucaklayanlara sarılırken otistik çocuklar böyle bir davranışta bulunmaz. Anormal göz teması sık görülen bir bulgudur. Nesnelere doğrudan bakmak yerine çevresel (periferik) bakışları vardır. Her zaman tümü ile gözlenmese de otistik bir çocuğun sosyal gelişiminde bağlanma davranışının olmadığı ve kişiye özgü bağlanmanın bozuk olduğu bildirilmektedir. Otistik çocuklar sıklıkla yaşamlarındaki en önemli kişileri –annelerini, babalarını, öğretmenlerini- tanımaz ya da ayırt edemez gibi görünürler. Yabancı bir ortamda tanımadığı kişiler ile yalnız kaldıklarında ayrılık kaygısı göstermeyebilirler. Otistik çocuklar dokunsal uyaranlardan sakınabilirler. İlgisiz, içe çekilmiş ve diğer kişilerin farkında değilmiş gibi gözükürler. Başka bir kişi ile ortak hedeflerde ya da etkinliklerde dikkatin azalmış olması küçük otistik çocuklarda görülen çarpıcı bir özelliktir. Başkalarının davranışlarını taklit etmezler, nesneleri gösterme, verme ve paylaşma gibi iletişim yollarını kullanmazlar. Okul çağı öncesindeki çocuklarda, başkalarının ya da kendisinin düşüncelerini, inançlarını ve duygularını anlayabilme yetisinin (zihin kuramı) gelişmiş olması beklenir. Otistik bozuklukta ise zihin kuramının gelişimindeki yetersizlikler nedeni ile başkalarını ses tonundan ve yüz ifadesinden duygu durumunu yorumlamada eksiklikler görülebilir. Normal zeka işlevine sahip çocuklarda otistik yelpaze sorunları 6-8 yaşlarına ve hatta daha sonrasına kadar açık olarak görülmeyebilir. Yüksek fonksiyonlu otistik çocukların sosyal çekilmeleri okula başlama çağına geldiklerinde azalabilir. Bunun yerine arkadaşları ile oyun oynamalarında ve arkadaşlık kurmalarında bozukluklar görülür. Yaşıtlarıyla oyun oynamazlar ve tek başına olmayı tercih ederler. Sosyal beceriksizlikler ve uygunsuzluklar gösterirler. Empati yapamazlar. Yüksek fonksiyonlu otistik çocuklar ergenlik döneminde akranlarından farklı olduklarını algılarlar. Bazılarında arkadaşlık yapmaya yönelik güçlü istekler görülür ancak sosyal ilişki kurma yetilerinin olmaması, beceriksiz yaklaşımları, başkalarının ilgilerine, duygularına ve hislerine yanıt verememeleri nedeni ile arkadaşlık kuramazlar. Otistik ergen ve yetişkinlerin cinsel istekleri vardır ancak sosyal yeterlilikleri ve becerilerinin olmaması cinsel ilişkiye girmelerine engel olur. Otistik bir kişinin evlenmesi oldukça nadirdir.

  1. İletişimde nitel bozulma:

 Konuşmanın başlamaması okul öncesi çocuklarda en sık başvuru nedenidir. Otistik bozukluğun tanısında dil gelişiminde büyük eksikliklerin ve sapmaların olması önemli ölçütler arasındadır. Yaşamın ilk yılında otistik bir bebeğin bıgıldaması (babbling) azalmış ya da anormal olabilir. Yaşamın erken dönemlerinde, geç ya da hemen ortaya çıkan zamirleri karıştırma, tekrar edici (stereotipik) konuşmalar; daha sonraki dönemlerde ise söylem bozuklukları, sözcük ve ses çıkarmadaki eksiklikler otizmde görülebilir.

Bazı otistik çocuklar iletişim kurma isteği göstermeksizin streotipik şekilde anlamsız sesler çıkarabilirler. Normal küçük çocukların alıcı dil becerileri ve anlama yetileri konuşmalarından daha önce gelişirken, konuşabilen otistik çocuklar birçok şeyi anlamadan söyleyebilirler. Sözcükler hatta tümceler çocuğun sözcük hazinesinden kaybolabilir. Otistik bir çocuk kullandığı bir sözcüğü haftalar, aylar ya da yıllarca tekrar kullanmayabilir. Söylem güçlükleri görülebilir. Birçok olguda, seste garip bir nitelik ve ritim görülür. Yaklaşık olarak otistik çocukların %50’ si hiç bir zaman yeterli bir konuşmaya sahip olamaz. Dil gelişimi olan otistik çocukların birçoğunda anlamlı sözel ilişkiye girme yetisi yoktur ve ancak özel olarak seçtikleri sözcükleri ve şarkıları söyleyebilirler. Otistik çocukların konuşmamaları güdülenme azlığından ya da isteksizliklerinden değildir. Otistik çocuklar konuşmayı akıcı olarak öğrendiklerinde de konuşmalarının tam olarak karşılıklı olmadığı görülür. İçerik genellikle sözcüklerin ard arda eklenmesi ile sınırlıdır. Bazı yüksek fonksiyonlu otistik çocukların sayılardan ve rakamlardan büyülendiği ve okul öncesinde kendi kendilerine okumayı öğrendikleri (hiperlexia) görülebilir. Bununla birlikte, bu çocuklar anlamadan okumaktadırlar.

  1. Davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntünün olması:

 Otistik çocukların yaşamlarının ilk yıllarında normal çocuklarda gözlenen araştırıcı oyunların çoğu yoktur ya da çok azdır. Oyuncaklar ve nesnelerle amaçsız, yaratıcılıktan ve imgeden uzak, çok az sembolik özellikler ve değişiklikler ile kendi başlarına oynarlar. Oyunları ve etkinlikleri değişmez, tekrar edici ve tek düzedir.

Otistik yelpaze bozukluğu gösterenlerin yaklaşık %50’ sinde olağan dışı uğraşılar ve sınırlı ilgiler, %46’ sında da kompulsiyonlar görülmektedir. Başka birisinin elini araç gibi kullanma, sözel ritüeller, el ve parmak manyerizmleri, sterotipik vücut hareketleri ve olağan dışı duyusal ilgiler otizmin daha ciddi ve zeka geriliği ile birlikte olan formlarında görülürken, hafif veya normale yakın ya da normal zeka ile birlikte olan formlarında bunlar daha az sıktır.

Erken ve orta çocukluk çağlarında törensel ve kompulsif davranışlar sıktır. Otistik çocuklar sıklıkla kendi etrafında dönerler, ellerini kanat çırpar tarzında sallayabilirler, parmak uçlarında yürüyebilirler, nesneleri çevirip döndürebilirler, yere vurabilir ya da sıraya dizebilirler. Cansız nesnelere bağlanmaları olabilir. Özellikle zeka işlevi iyi olmayan otistik çocuklar çeşitli hareket anormallikleri gösterebilirler. Çocuk yalnız bırakıldığında streotipi, manyerizim ve grimas daha sık olarak görülürken, yapılandırılmış ortamlarda bunların azaldığı ileri sürülmektedir. Otistik çocuklar değişikliklere direnç gösterirler, davranışlarında değişmezlik (rijidite) vardır. Yeni bir eve taşınma, mobilyaların değiştirilmesi ya da banyodan önce kahvaltı yapma gibi bir sıranın değiştirilmesi sonucunda panik veya öfke nöbetleri gözlenebilir.