DERS BAŞARISI

DERS BAŞARISI

Prof. Dr. Özgür YORBIK

Ders başarısı çocuğun kendisi ile ilgili algısını, arkadaşlarının hatta ailesinin kendisine olan tutumunu etkilemesi ve gelecek sınavlarda başarıyı ve hangi mesleği edineceğini belirleyen etkenlerden birisi olması nedeniyle önemlidir. Ders başarısı kötü olan çocuklarda, mutsuzluk, kaygı ve sinirlilik gibi olumsuz mizaç özellikleri daha fazla görülür. Ders başarısının oluşması birçok bileşenin uygun ve yeterli olmasıyla mümkündür. Aşağıda ders başarısını etkileyen etkenler gözden geçirilmiştir.

DERS BAŞARISINI ETKİLEYEN ETKENLER ve ÇÖZÜMLERİ NELERDİR?

Psikiyatrik bozukluklar

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, öğrenme bozuklukları, mental retardasyon, depresyon, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk gibi bir çok psikiyatrik bozukluk ders başarının düşmesine neden olabilir. Psikiyatrik bozukluklar için bir çocuk ergen psikiyatrisinden yardım alınmalıdır. Burada sık görülenlerin bazıları kısa başlıklar halinde ele alınacaktır.

Başlayabilme, organize olma, dikkati sürdürme ve kısa süreli bellek işlevleri

Bazı çocuklar bir türlü çalışmaya oturamazlar. Ödev ve etkinliklerini son anlara ertelerler. Derse başladıklarında çabuk sıkılırlar. Hiç ilgisi olmayan bir soru sorarlar. Çoğu kez derslerini yaparken gezinme ihtiyacı hissederler. Derslerini dinlerken hiç ilgisi olmayan şeyler aklına geldiğinden derslerini takip edemezler. Ödevlerinde dikkatsizce hatalar yaparlar. Günlük etkinliklerinde unutkan olabilirler. Bir yerlerde eşyalarını unutma veya kaybetme durumu diğer çocuklara göre daha yüksektir. Bu belirtiler çocuğunuz da varsa Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu açısından çocuğunuz, bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmelidir. Çocuk ergen psikiyatrisi alanında, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun etkili tedavisi vardır.

Öğrenme becerileri

Öğrenme becerileri, her ne kadar zekâ ile ilintili bir durum olsa da, zekâdan ayrı bir kavramdır. Öğrenme bozukluğu, zihinsel performansı normal veya normalin üstünde olan bir çocuğun, okuma, yazma ve aritmetik becerileri için konuşulan dile uygun olarak aldığı eğitimin kalitesi, süresi ve içeriği yeterli olduğu halde ölçülen standart testlerle okuma, yazma veya aritmetik becerilerinin yaş ve sınıf düzeyine göre geriden gelmesidir. Okumayı, yazmayı veya aritmetik becerilerini öğrenemeyen çocuklar Öğrenme Bozukluğu açısından bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmelidir.

Performans Kaygısı

Başarısızlığa neden olabilen sık durumlardan birisi öğrencicnin performans kaygısıdırı. Aşırı kaygı durumlarında, hatırlama, dikkat, organizasyon becerileri ve çözüm bulma becerileri bozulur. Performans kaygısı olan çocuklarda, aşırı sınav kaygısı ve heyecanı, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, titreme, terleme, ağız kuruması, başarısızlık üzerine söylemler, uykusuzluk, konsatre olamama, iştah değğişiklikleri, dikkatsizce hatalar yapma gibi belirtiler gözlenebilir. Bu belirtiler Performans Kaygısı açısından bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.

İnternet kullanımı, PC oyunları, sosyal medya

Çoğu kez çocuklar kendilerine daha eğlenceli gelen PC oyunlarına ve sosyal medyaya derslerinden daha fazla ilgi gösterirler. Uzun süre PC oyununda veya sosyal medyada zaman harcayan çocuklarda kaygı bozuklukları, depresyon, öfke kontrol sorunu, aile içi çatışma, uyku bozuklukları, sosyal alanda güçlükler, aşırı şişmanlık ve ders başarısızlığı daha yüksek oranda gözlenir. Bu nedenle sosyal medya ve PC oyunlarının erişiminde ve kullanımında kuralların uygulanması önemlidir. Bu alanda oluşan PC Oyun Bağımlılığı gibi bozukluklar için bir çocuk ergen psikiyatristinden yardım alınabilir.

Zihinsel performans

Çocukların zihinsel performansları açısından farklılıkları söz konusu olabilir. Genellikle zihinsel performansın yüksek olması öğrenmeyi kolaylaştırır. Zihinsel performans WISC-IV gibi standart testler ile ölçülebilir. Zihinsel performansı iyiliği, genetik ve çevresel etkenlerce belirlenir. Gelişme çağında görülen demir eksikliği anemisinin, beslenme sorunlarının, uyku kalitesinin, uyaran eksikliğinin, hipotiroidi gibi endokrinolojik bozuklukların, fenil ketonuri gibi metabolik hastalıkların veya kurşun zehirlenmesi gibi çevresel etkenlerin zihinsel performans üzerine kalıcı olumsuz etkileri olabilir.

Diğer tıbbi durumlar

Birçok tıbbi hastalık durumu, örneğin süreğen enfeksiyonlar, kronik metabolik veya endokrinolojik hastalıklar, görme, işitme kayıpları veya yetersizlikleri derslerde başarısızlıkla sonuçlanabilir. Özellikle ilkokulun ilk yıllarında görülen başarısızlıklarda ailenin, görme ve işitme açısından çocuklarını kontrol ettirmeleri uygundur. İlkokul beşinci sınıfa kadar görme veya işitme kusuru olduğu halde tanı konulmamış olgular ile karşılaştığımı biliyorum.

Çocuğun motivasyonu

Ders başarısını etkileyen önemli etkenlerden birisi çocuğun motivasyonudur. Motivasyon içsel olarak bazı faktörlere bağlı olabildiği gibi, dış uyaranlardan da etkilenebilir. “Yapabilme ve başarılı olabilme becerisi” motivasyonu arttırır. Çocuklar ilginç gelen, eğlenceli olan, yenilik sunan durumlara ve kişilere genellikle daha motivasyonlu davranırlar. Yerinde kullanılan ödüller, övgü ve güzel sözler motivasyonu arttırır. Sürekli tekrarlayıcı eleştiriler, onur kırıcı davranışlar, dozunda olmayan ceza ve sınır koyma durumlarında motivasyonun azaldığı gözlenir.

Eğitimin niteliği ve niceliği

Bazen de çocuğun yaşına ve düzeyine uygun eğitim verilmediği için ders başarısı düşer. Öğretmenin bilgisi ve öğretme becerisi öğrencinin ders başarısını etkileyebilir. Dersleri monoton şekilde anlatan öğretmenlerin derslerinde ilgi daha kolay dağılır. Eğlenceli ve interaktif yapılan derslerde motivasyon daha yüksek olabilir. Bir grup öğrenci derslere katılmadığı için başarısız olur. Bir grubu ise ders sırasında başka bir etkinlikle meşgul olur. Böyle durumlarda, öğretmen ve aile iş birliği son derece önemlidir.

Ders çalışmaya uygun ortamın olması

Ders çalışma ortamında dikkati dağıtan çeldiriciler ortadan kaldırılmalıdır. Örneğin, salonda anne baba TV izlerken çocuğun ders çalışma sırasında dikkati dağılabilir. Benzer şekilde, anne baba kendi arasında muhabbet ederken, yanlarındaki çocuğun ders verimi düşürebilir. Odanın sıcaklığı ve sessizliği uygun olmalıdır. Ders yatarak veya uzanarak yapılmamalıdır. Dersler ve ödevler masa da yapılmalıdır. İdeali çocuğun kendisine ait bir odasının olması ve orada ödevlerini tamamlamasıdır. Masanın hemen dışarısını görecek tarzda bir pencere kenarında olması, cep telefonunun veya tabletin öğrencinin yakınında olması, masanın üstünde oyuncaklar veya gereksiz materyallerin olması durumunda dikkatin sürdürülmesinde güçlükler olabilir.

Annenin babanın ders takibine olan ilgisi

Öncelikle anneler ve babalar çocuklarının öğrenmenin önemini iyi bir şekilde çocuklarına aktarabilmelidirler. Bu konuda iyi bir model olmalıdırlar. Aslında ödevin tamamlanıp tamamlanması bunun takip ve sorumluluğu annenin babanın alanına girmez. Bu durum okul, öğretmen ve öğrenci arasındadır. Ancak ülkemizde ders takibinin takibi büyük oranda veliler üzerinden gider.

Velilerin, okul ile iş birliği yaparak öğrencinin yeterli olamadığı konularda, ekstra özel dersler aldırma gibi tamamlayıcı olmaları gerekir. Bazı anneler ve babalar çocuklarının ders durumlarının kötü olduğunu karneyi alınca öğrenirler. Çocuklarına öfkelenirler hatta cezalandırırlar. Bu tutumun çocuğa bir yararı olmadığı gibi çoğu kez özgüveni ve motivasyonu düşürür. Çocuğun derse olan ilgisi motivasyonu okul ile yakın işbirliği yaparak öğretim döneminin başından itibaren takip edilmelidir.

Aile ortamındaki huzur

Huzursuz ve kavgalı bir aile ortamı hem bir takım psikiyatrik bozukluklarının oluşumuna zemin hazırlayarak, hem de motivasyon ve zihinsel meşguliyeti arttırarak ders başarısını olumsuz etkileyebilir. Bazı ailelerde annelik ve babalık rolleri sadece sorumluluklar üzerinden gider. Bu şekilde yapılan bir ebeveynlik gerginlik oluşturur ve motivasyonu kırar. Aile içinde eğlencenin, şakanın, gülmenin olması, anne ve babanın çocuklarının tadını çıkarabilmesi, çocuklarının duygu durumunu ve motivasyonlarını olumlu etkiler.

Uyku

Uykunun niceliği ve niteliği öğrenmeyi etkileyen etkenlerden birisidir. Uyku sırasında beyin düşünülenin aksine son derece aktif bir durumdadır. Öğrenilenin, uzun süreli belleğe geçmesi ve kortikal konsolidasyon için yeterli ve nitelikli derin uyku gereklidir. Uykunun bozulması durumlarında, dikkatin sürdürme, organize olabilme ve kısa süreli bellek işlevleri kötüleşebilir. Dikkatsizce hatalar artabilir. Öğrenme olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle uyku hijyenine dikkat edilmelidir. Süreğen uyku sorunları için tanı ve tedavi amaçlı bir çocuk psikiyatrisi uzmanı yardımı gerekebilir.

Spor

Fiziksel egzersizin beyin ve vücut sağlığının sürdürülmesinde ve korunmasında önemli bir rolü vardır. Fiziksel egzersiz sırasında beyin kanlanması artar. Yapılan araştırmalarda fiziksel egzersiz sonrasında öğrenmenin daha iyi olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli spor yapan çocukların özgüvenleri daha yüksektir. Spor kaygı depresyon gibi bazı psikiyatrik bozuklukların oluşumunda koruyucu rol oynar.

Ders çalışmanın ve öğrenmenin önemini bilme

Çocukların ders çalışmanın ve öğrenmenin yaşantılarına kazandıracakları ile ilgili farkındalığı olmayabilir. Bu farkındalığı olmayan çocuklarda motivasyonu oluşturmak daha zordur. Bu nedenle merak, öğrenme ve araştırmanın çocuğun yaşantısına ne gibi kazanımlar getireceği açık bir şekilde anlatılmalıdır. Annelerin ve babaların da öğrenme motivasyonları, merakları ve araştırıcı tutumları çocuğa iyi bir model olabilir. Ders çalışırken ezberci bir yöntemden çok öğrenmeyi, düşünmeyi ve yaratıcılığı teşvik eden yöntemlerin kullanılması edinilen bilginin daha kalıcı olmasını sağlar. Üstelik bu yöntemler, çocuğun merak etme ve araştırma motivasyonunu da arttırır.

Öğrenmeyi öğrenme

Çocukların birçok ortak özellikleri olmasına karşın, her çocuğun eşsiz olduğu akılda bulunmalıdır. Çocukların çeşitli alanlardaki öğrenme alanlarında farklılıklar olabilir. Bu farklılıkların birçoğu biyolojik ve yapısal etkenlerle ilişkilidir. Benzer şekilde çocukların öğrenme tarzlarında da farklılıklar vardır. Kimi çocuk dinleyerek, kimisi okuyarak ve anlatarak, kimisi görsel materyallerle, kimisi de yazarak daha iyi öğrenir. Çocuk açısından hangi şekilde öğrenme daha güçlü ise o yöntemin ağırlıklı olarak kullanılması uygundur. Ancak bu durum diğer yöntemlerin hiç kullanılmayacağı anlamına gelmez. Benzerliklerden yararlanarak geçmiş bilgilerle “bağlantılar” kurularak yapılan öğrenme türlerinde genellikle kalıcılık ve hatırlama daha iyidir. Uzun, sıkıcı ve anlaşılması güç materyaller parçalara bölerek öğretilmesi yararlı olabilir. Merak, ilgi, düşünme ve araştırmayı teşvik eden yöntemler motivasyonu ve öğrenmeyi arttırır.

Soru sormanın önemi

Bazı çocuklar, eleştirileceğini, aptal duruma düşeceğini veya yetersiz gözükeceğini düşünerek bilmediği ve anlamadığı konularda soru sormaktan kaçınırlar. Bazı yetişkinlerde çok soru soran çocuğu sevmezler. Aslında soru sorma hem düşünmeyi hem de öğrenmeyi geliştirir. Sorulan soru çok basit veya gereksiz gibi görünse bile, soru karşısında erişkinlerin tutumu eleştirici olmamalıdır. Tam tersine çocuklarının soru sorma motivasyonlarını arttırıcı davranmalıdırlar.

Bilmemeyi normalleştirme

Soru sormanın önündeki engellerden birisi bilmemeyle ilgili mahcubiyettir. Oysa öğrenciler her şeyi bilselerdi okullara gerek kalmazdı. Bilmemek normaldir. Normal olmayan öğrenme çabası içinde olmamaktır. Eğitim ve öğretimde “çabaya vurgu” öncelikli olmadır.

Sonuca değil çabaya vurgu

Birçok anne baba çocuklarının notlarını takip ederek başarılı olup olmadıklarını anlamaya çalışırlar. Oysa bu durum zaman zaman yanıltıcı sonuçlar verir. Çünkü okulun veya dershanenin eğitim ve öğretim düzeyi ortalamanın altında ise, çocuk o ortam da ilk sıralarda gözükebilir. Ama Türkiye ortalamasında aslında daha düşük bir başarısı vardır. Veya tersine iyi bir eğitim alıyorsa,  daha az başarılı gözüküp Türkiye ortalamasında daha üst sıralarda olabilir.

Çoğu kez sadece alınan notlar ile ilgilenme çocukta performans kaygısını tetikler. Birkaç başarısızlık durumunda çocuk çalışmayı ve öğrenmeyi bırakabilir. Oysa alınan notlardan çok çabaya yapılan övgüler, çabanın devamını getirir. Başarı ile ilgili bir olasılık doğar.

Yapamadığı soruya sevinme

Birçok çocuk sınava hazırlanırken bir soruyu yapamadığı zaman mutsuz olur ve kaygısı artar. Hatta birkaç soru başarısızlığı ile “ben başarılı değilim, asla kazanamayacağım” gibi işlevsel olmayan çarpık düşünceler geliştirir. Bu düşünce tarzı, çocuğun hem çalışma motivasyonunu hem de öğrenmesini olumsuz etkileyerek başarısızlığa zemin hazırlar. Burada yapılması gereken çocuğa farklı bir açıdan bakmayı öğretmektir: Yapamadığı soruda sevinmek. Çünkü öğrenci yapabildiği soruyu zaten yapıyor. Gerçek gelişimi sağlayan, çocuğu bir üst sıraya taşıyacak olan yapamadığı sorular. Yapamadığı soru sınavda gelmedi. Şimdi karşılaştı. Sorarak öğrenebilir. Zamanı ve enerjisi var. Öğrenince de sınav da benzer soru geldiğin de başarılı olacaktır.

Temel eksiklikler

Bazen öğrencinin anlatılan dersi anlamamasının nedeni daha önce anlatılmış bir konuyu iyi öğrenmemiş olmasıdır. Böyle bir durumda, bire bir çalıştıran bir öğretmenle temel eksikliklerin giderilmesinde son derece yarar vardır.

Ders başarısını arttırabilecek yeterli kaynak ve materyalin olması

Ders başarısını etkileyen etkenlerden birisi kaynakların yeterliliği ve uygunluğudur. Çocuğa önerilen kaynaklar çocuğun başarı düzeyine uygun ancak onu bir üste taşıyabilecek zorlukta olmalıdır. Kaynaklar anlaşılabilir ve mümkünse eğlenceli olmalıdır. İnternetteki online ders siteleri daha ucuz kaynak erişimine yardımcı olabilir.

Arkadaş çevresi

Çocuğun arkadaş çevresinde öncelikli olarak önem verilen konu çocuğun motivasyonunda önemlidir. Çocukları arkadaşlarıyla paylaşımı, özellikle ilkokul ve öncesinde oyun odaklı iken, ergenlikle birlikte içerik ders başarısı, yaşam olayları, teknoloji, siyaset, romantik ilişkiler gibi çok yönlü hale gelir.  Destekleyici, meraklı, yeniliklere açık, paylaşımcı ve öğrenmeyi seven arkadaş çevresine sahip olan çocukların aynı özellikleri kazama ihtimali artar.

Çocuğun öğrenme potansiyeli ile ailenin-okulun beklentisinin örtüşmesi

Çocuğun öğrenme potansiyeli ile başarı beklentisi arasındaki farklılıklar başarı açısından olumsuzluklar ile sonuçlanabilir. Çocuğun öğrenme potansiyelinden daha yüksek bir beklenti düzeyi çoğu kez ailede ve çocukta hayal kırıklıkları oluşturur. Tekrarlayan hayal kırıklıkları sonucunda ebeveyn çocuk ilişkisi bozulabilir. Çoğu kez ders başarısı için uyarılan kızılan bir durum oluşur. Böyle bir durumda çocukta “başarısızım”, “yetersizim” gibi olumsuz düşünceler oluşur. Bu durum performans kaygısı ve depresyonun oluşumuna zemin hazırlayabilir.

Bazen tam tersi durum söz konusudur. Aile çocuğunu potansiyelini göz ardı ederek ona uygun bir eğitim vermez. Çocuk hak ettiği eğitimi almadığı için iyi bir fakülteye giremez. Değerlendirilemeyen potansiyel zaman içinde azalabilir veya olumsuz yerlerde kullanılabilir. Sonuç olarak ailenin çocuğunu gerçekçi bir şekilde değerlendirmesi ve beklenti düzeyini çocuğuna uygun hale getirmesi ile söz konusu olası olumsuzluklar için koruyucu bir rol oynar.

Öğrenmenin ve başarılı olmanın tadına varmak

Bazı öğrenciler okula gitmeyi sevmezler. Derslerden nefret ederler. Olasılıkla burada eğitim sisteminin ezberci, zorlayıcı ve farklılıkları gözetmeyen yaklaşımının katkısı vardır. Öğrenmeyi eğlenceli hale getiren, düşünmeyi, araştırmayı, paylaşımı ve merakı körükleyen eğitim sistemlerde öğrenmenin tadına varmanın daha kolay ve yaygın olacağını düşünüyorum. İlkokulun ilk sıralarında çocuğun karşılaştığı, okul, öğretmen ve ders tecrübeleri eğitim yaşantısının olumsuz ön yargılarını oluşturabilir. Dersi dinlemeden ve çalışmadan uzaklaşan öğrenci çoğu kez başarısız olur. Başarısızlık bazı öğrenciler için derslerden daha çok uzaklaşmaktır. Oysa öğrenmenin ve başarının tadını yaşayan öğrencilerin çalışmaya motivasyonu genellikle daha yüksektir. Bu durum başarıyı kolaylaştırır.