Yenidoğanın beslenmesi sosyal etkileşimin ilk örneklerinden olması nedeniyle de önemlidir. Yeni doğanların birçoğu beslenme sırasında gözelerini açık tutar. Emzirme, formül mama ile beslemeye göre, anne ile göz teması kurmaya daha uygun pozisyon sağlar. Bireysel farklılıklar olmasına karşın, emzirme anne ve bebek arasında yakınlık için bir fırsat yaratır ve anne bebek ilişkisine olumlu etkisi vardır.  İzlem çalışmalarında anne ve bebeğin karşılıklı dokunmasının, annenin bebek ile göz teması kurma süresinin emzirerek bebeklerini besleyen annelerde, formül mama ile besleyenlere göre, daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Emziren anneler, çocuklarını beslemelerini tamamladıktan sonra bile sıcak ilişkilerini daha uzun sürdürmektedirler. Emziren annelerin, anksiyetelerinin (gerginlik ve bunaltılarının) daha az olduğu, daha sakin, stresiz oldukları bildirilmiştir. Emzirme anne için “antistres” etkiyi başlatmaktadır. Emzirmede anne-bebek arasındaki yakınlığın, çocuğun gelişimine olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda yaşamın ilk üç ayında beslenme sırasında anne bebek etkileşimi ile daha sonra bebeğin anneye bağlanması arasında önemli korelasyon bulunmuştur. Anne sütüyle beslenen çocuklar, formül mama ile beslenenlere göre çeşitli enfeksiyonlara daha az yakalanırlar, ayrıca bu çocukların okul çağında sistolik kan basınçları daha düşüktür, ve bilişsel gelişimleri daha iyidir, zeka ve dil gelişimi testlerinde daha yüksek puanlar aldıklar gözlenmiştir, üstelik anne sütünü alma süresi arttıkça bu yararlı etki daha da belirginleşmektedir.

 

Emzirmenin olduğu dönemde annenin beslenmesi ve alışkanlıkları bebek açısından büyük önem taşır. Örneğin, anenin aldığı alkol, ilaçlar, sigaranın etken maddeleri, kafein gibi birçok kimyasal madde anne sütüne geçerler. Bu nedenle bu maddeler emzirme dönemlerinde kullanılmamalıdır. Kullanılması zorunlu olan ilaçlar doktor kontrolünde alınmalıdır.

 

Bebek emzirmesini olumsuz etkileyen durumlardan birisi bebeğin burun tıkanıklığıdır. Bu nedenle bebeklerin hasta kişilerle temasları ve aynı ortamda bulunmaları önlenmelidir. Tıkanıklığın olduğu durumlarda emzirmeden önce 2-3 damla serum fizyolojik damlatılması burun tıkanıklığını engeller.

 

Çocuğu emzirme çocuğun ihtiyacına göre olmalıdır. Genellikle doğumdan sonraki ilk günlerde her iki memeden beşer dakika emzirmek yeterlidir. Daha sonra çocuğun isteğine göre emzirme süresi yirmi dakikaya çıkarılabilir. Bebek açlığını uyanıp ağlayarak belli eder. Öğün araları ilk ayda 1-1,5 saat kadar sık veya 4-5 saat kadar uzun aralıklı olabilir. Yeni doğan döneminde 6-10 arasında öğün varken, ilk aydan sonra 5-6’ya 3-5 aylıkta 4-5’e iner. Birçok bebek yaklaşık ikinci aydan sonra geceleri beslenmeden 7-10 saat sürekli uyuyabilir.

 

Bebeği emzirilecek yerin sıcaklığı uygun olmalıdır; bebeğin elbiseleri bebeği sıkmamalıdır ve bebeğin altı temiz olmalıdır. Emzirmeden önce anne sabunla ellerini iyi bir şekilde yıkamalıdır. Meme uçları ve etrafı kaynamış ılık suyla ve temiz bir bezle silinmelidir. Bebek ve anne en rahat pozisyonda emzirmeyi gerçekleştirmelidir. Bunun için en rahat pozisyon annenin sırtını dayayabileceği bir koltuk veya sandalye olabilir. Emzirirken, memenin ucu ve kahverengi bölgesi tamamıyla bebeğin ağzına girmeli ve damağıyla temas etmelidir. Bu şekilde emme refleksi uyarılmış olunur. Çoğunlukla ilk 5 dakikada bebek yeter şekilde sütü vücuduna alır; ancak memeyle çocuğu bir arada tutmak duygusal ve dokunsal ihtiyacı bakımından gereklidir. Emzirme sonunda bebek dik bir şekilde kucağa alınarak sırtına hafif masaj yapılmalıdır. Bu şekilde gaz çıkarılması gerçekleşir. Emzirmeden sonra bebek yatağına yatırılmalıdır. Emzirmeden sonra göğüs hafifçe sıkılarak geride kalan süt boşaltılmalıdır. Sonra göğüs tekrar silinerek tülbentle kapatılmalıdır.

 

İlk 4-6 ayda, anne sütünün yanında D vitamini verilmesi önerilir. Anne sütünün olmadığı veya yeterli olmadığı durumlarda anne sütüne en yakın içeriği olan formül bebek mamaları kullanılmalıdır. Anne ve çocuk için çocuğun beslenmesi, beslenmeden öte duygusal sosyal bir paylaşımdır. O nedenle anne çocuğunu beslemesi sırasında sıcak, yakın ve olumlu bir ilişki kurmalıdır. Çocukla göz temasını kesmemelidir. Çocuğunu beslerken başka etkinliklerle uğraşma, başka kişilerle konuşma, okuma ya da TV seyretme gibi durumlar yeme sırasındaki duygusal sosyal paylaşımı azaltarak çocukların daha az gıda almasına ya da gıda reddine neden olabilir. Dört ile altıncı aydan sonra anne sütü tek başına bebeğin günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez; bu nedenle anne sütünün yanında ek gıdalara geçilmelidir. Bebeğe yeni bir gıda ilk kez verileceği zaman bebek bu gıdaya alışana kadar çok küçük miktarlarda verilmelidir; miktar yavaş bir şekilde arttırılmalıdır. İlk başlanan gıdalar düşük allerjik düzeyi olan gıdalar olmalıdır. Bebekler istemedikleri gıdayı almaya veya isteklerinin dışında daha fazla yemeye zorlanmamalıdırlar.