Bebeklik döneminde uyku: Zamanında doğan sağlıklı bebekler genellikle toplam 16 saat kadar uyurlar. Ancak 16 saatlik uykuda, gece ve gündüz 2-4 saatlik aralarla uyanıklık dönemleri izlenir. Yenidoğanın uykusundan uyanma nedenleri, beslenme ihtiyacı, biyolojik günlük (sirkadian) ritmin henüz iyi gelişmemiş olması veya başka nedenlerden dolayı olabilir. Yenidoğanın uykusunda günden güne olan değişikler oldukça belirsiz olsa da haftalar ve aylar ile uyku süresinde ve organizasyonundaki değişiklikler daha çarpıcı hale gelir. Beyinin olgunlaşmasıyla çevresel ve sosyal uyaranlar daha iyi algılanmaya başlanır; uyku süresi yavaşça uzayarak gece uykusuna dönüşür. Kısa sürelerde bölünmeler ile karakterize yenidoğan uykusunun gece uykusuna dönüşüp pekişmesine (konsolide olmasına) yerleşme (settling) adı verilir. Üç aylık sağlıklı bebeklerin büyük kısmında uzun süren gece uykuları gözlenir; bu uyku dönemleri sadece kısa sürelerle beslenme amacıyla bölünebilir. 5-6 aylık bebeklerde gece beslenmesi biyolojik bir ihtiyaç olmasa da, bazılarında öğrenilmiş bir davranış olarak devam edebilir. 6 ile 12 aylık bebeklerde diş çıkarma ve ayrılık kaygısı uykuyu bozan olası etkenlerdir. On iki aylık bebeklerin sadece %10’unda gece uykusunda bölünme gözlenir.

İkinci üçüncü aylarda sirkadian ritmin maturasyonuyla birlikte yenidoğanın polifazik uyku/uyanıklık örüntüsü, daha uzun süreli gündüz uyanıklığı ve gece uykusuna dönüşmeye başlar. İki haftalık bebekte en uzun uyku dönemi 4 saat iken, 5 aylıkta 7 saatir. 5 ve 12 ay arasında uyku süresi sabit kalma eğilimi gösterir. 6 -9 aylık bebeklerin çoğu artık tüm geceyi uyuyarak geçirir. Bu dönemde, gece uykusu yaklaşık 10-12 saattir; ayrıca 2-3 kez toplam 2-4 saat kadar gündüz şekerlemesi gözlenir. Gündüz şekerlemesi çocuğun yaşı arttıkça azalır. Yenidoğan ortalama 3.5 gündüz şekerlemesi gözlenirken, 12 aylıkta ortalama 2 kezdir. Gece uyanması yaş arttıkça azalır; 1 aylık bebek yaklaşık 2.5 kez uyanırken, 12 aylık ortalama 1 kezden azdır. Ayrıca gece uyanıklık dönemleri de kısalır.

Yeniyürüyende ve okul öncesi dönemde uyku (1-5 yaş): Aktigrafi çalışmaları 12 aylık çocukların genellikle saat 20:00’de uyuduklarını, 18 aylık-5 yaş arası olanların 21:00 ile 21:30’da uyuduklarını göstermiştir. İlk 5 yılda uyanma zamanı genellikle 7’de olmaktadır.  Yeni yürüyenlerde ve okul öncesi dönemde yaş arttıkça uyku miktarı azalır. 3 yaşındaki bir çocuk ortalama 13.2 saat uyur; 4 yaş için ortalama 11.8 saattir. İkinci yaşta gündüz uykusu bir kez gözlenir; birçok çocukta 3 yaşında gündüz uykusu ortadan kalkar. Gündüz uykusunun ortadan kalkması etkileyen başlıca etkenler, kreşe başlama, okul programları, kültürel tercihler, anne baba beklentileri, aile rutinleri ve bireysel farklılıklardır. Yeniyürüyen ve okul öncesi dönemde gece uyanmaları sıkça gözlenir. Bu dönemde ebeveynler ya da kardeşler ile birlikte uyuma bazı kültürlerde sıkça gözlenir. Birlikte uyuma durumunda, çocuğun gece uyanması ve uykuya gitmeyle ilgili çatışmalar daha sık gözlenir. Gece uyanmasını çeşitli etkenler etkileyebilir; ancak çocuğun uyanınca anne baba yardımı olmaksızın kendiliğinden uykuya geçebilmesi bu durumun sürekliliğini veya ebeveynler için sorun olup olmayacağını belirler.

Orta çocukluk çağı / ergenlik öncesinde uyku: Okul çağı, ergenlik öncesi dönemde toplam uyku süresi azalmaya devam eder. 5 yaşındaki bir çocuk ortalama 11.4 saat uyurken, 8-10 yaşlarındaki çocuklar yaklaşık 9-10 saat uyur. 12 yaşındaki bir çocuk ortalama 9.3 saat uyur. Gündüz uykusu bu dönemde nadirdir. Gündüz uykusu sıklıkla gece uykusunun yetersizliğini veya diğer başka bir uyku bozukluğunu işaret eder. Çocuk büyüdükçe yatağa gitme saati gecikir, ancak sabah uyanma saati çoğunlukla okul programından etkilenir. Küçük çocuklara göre, orta çocukluk dönemindeki çocuklarda daha az uyumalarıyla birlikte daha fazla sabah uykululuğu gözlenir. Bu durum, uyku süresinde azalma olmasına karşın uyku ihtiyacının devam ettiğini düşündürmektedir. Ayrıca 4-12 yaşlar arasındaki kızlar erkeklere göre biraz daha fazla uyumaktadırlar.

Ergenlerde uyku: Ergenlik döneminde uyku miktarı azalmaya devam eder. 13 yaşındaki ergenler ortalama 9 saat uyurlarken, 16 yaşındaki gençler 7.5-8 saat uyurlar. Bir çalışmada, ergenler aktigrafi sonuçları ile karşılaştırıldığında yaklaşık 30 dakika az uyuduklarını değerlendirmişlerdir. Ergenlik yıllarında uyku süresinde tedrici bir azalma olmasına karşın, sağlıklı ergenliğin erken dönemlerinde MSLT testinde ortalama uyku ya geçme süresinin ani bir şekilde azaldığı ve daha sonraki ergenlik dönemlerinde düşük düzeyini koruduğu bildirilmiştir. Bu durum ergenlikte uyku ihtiyacının daha önceki yıllardaki gibi devam ettiğini düşündürmektedir. Ergenliğin başlangıcı sırasında toplam uyku süresindeki azalma ile birlikte uyku/uyanıklık örüntüsünde bir kayma gözlenir. Ergenler daha geç saatlerde uyurlar ve daha erken uyanırlar. Okul ile ilgili beklentiler ve okul saatleri genellikle bu durumun nedenidir. Ergenlerde, geç yatma, ödev yapma, okul dışı aktivitelerde bulunma, eğlence aktiviteleri (TV; bilgisayar; internet; cep telefonu), bir işte çalışma, anne baba otoritesinin azalması ile birlikte yatağa gitme kararını kendilerinin vermesi, uyku/uyanıklık örüntüsündeki değişiklikler ile birliktedir. Ayrıca ergenlik döneminde olan çocuklar ergenlik öncesi dönemdeki çocuklara göre üç kat daha fazla kafeinli içecekler tüketirler ki bu içecekler uykuyu bozabilir. Bazı ilaçların alınımı (ör., stimulanlar) ve alkol/madde kullanımı ergen uykusunu olumsuz etkileyebilir. Hafta sonları ve tatillerde birçok ergen geç saatlerde uyuyup geç uyanırlar. Örneğin geç ergenlik döneminde hafta içi günlerine göre hafta sonu ortalama 1-2 saatlik uykuya geç gitme söz konudur. Hafta sonu uyanma zamanı gecikmesi, hafta içine göre, ortaokul yaşlarındaki çocuklarda 1.5-3 saat kadar iken, bu fark lise çağındakiler için 3-4 saattir. Bu veriler, ergenlerin geç yatıp geç kalkmaya eğilimli olduğunu gösterir. Düzensiz uyku alışkanlıkları bazı ergenlerde uyku bozukluklarının oluşumuna katkıda bulunabilirler.

Uykuya geçme sırasında anne babanın varlığı, uyku saatlerinde değişikler yapma, tatile/yolculuğa çıkma, birlikte uyuma, aşırı müsaade edici ve sınırsız anne baba tutumları, anne baba arasında çelişik tutumların olması, gerçekçi olmayan anne baba beklentileri ve uyku öncesinde çocuğun beslenmesi/emzirmesi gece uyanmalarını etkileyebilir ve bakım verenler ile ilgili durumlardır. Benzer şekilde, küçük çocuklarda, güvensiz anne çocuk bağlanması, anne baba anksiyetesi ve depresyonu gece uyanmaları açısından risk etkenleridir.

Tıbbi durumlar (ör. reflü, ağrı, enfeksiyon, alerjiler, huzursuz bacak sendromu, seperasyon anksiyetesi, diş çıkarma, karşı olma karşı gelme bozukluğu, ilaç kullanımı), tipik gelişim dönemlerinin kazanılması (örneğin hayal etme becerilerinin kazanılmasıyla gece korkuları artabilir; otonomi ve bağımsızlık ihtiyacının artmasıyla gece yatmaya direnç geliştirebilir), çocuğun biyolojik ritmi (gece kuşları) ile uyku döngüsü açısından anne baba beklentilerinin uyuşmaması, çocuğun zor bir mizacının olması uykuya yatmasını, uyanma sıklığını veya kendini yatıştırma becerisini olumsuz etkileyebilir ve daha çok çocukla ilgili etkenlerdir. Uyku odasının sessiz, ısısının ve ışığın uygun olması, yatağın rahatlığı gibi çevresel özellikler çocuğun uykusunu etkileyebilir.

Uyku alanında sorun yaşayan çocukların ve ergenlerin mutlaka bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmesi gerekir.